22 Mart 2013 Cuma

GÖLLER NASIL OLUŞUR, GÖLLERİN ÖZELLİKLERİ


Karalar üzerindeki çukur alanlarda birikmiş ve denizle bağlantısı olmayan durgun su kütlelerine göl  denir. Bir gölün oluşabilmesi için öncelikle bir çanağa ihtiyaç vardır.Göller yeryüzündeki tatlı  suların % 87’sini oluştururken, göllerin karalar üzerinde kapladığı alan % 2’dir.
  

Göllerden faydalanma:
1-Tarım alanlarını sulamada,                         
2-İçme ve kullanma suyu sağlamada,
3-Taşımacılıkta,
                                      
4-Elektrik üretimi,
5-Su ürünleri yetiştirme,
                            
 6-Tuz ve soda üretimi,
 7-Turizm açısından önemlidirler.

GÖLLERİN ÖZELLİKLERİ:
Gölün Büyüklüğü: Dünya üzerindeki göllerin büyüklükleri değişkendir. Hazar Gölü Dünya’nın en büyük gölüdür. ( 424.000 km kare)
Gölün Beslenmesi: Göller, yağış suları, akarsular ve kaynaklar tarafından beslenir. Göllerin su seviyeleri beslenmeye bağlı olarak değişir. Bazı göller fazla sularını bir akarsu ile denize boşaltır. Bu akarsulara göl ayağı ya da gideğen denir. Göle su taşıyan akarsulara ise geleğen denir. Örneğin Manyas ve Ulubat göllerli bir akarsu ile sularını Marmara Denizi’ne boşaltır.
Gölün Derinliği: Tektonik ve krater göllerinin derinlikleri genellikle fazladır. Dünya’nın en derin gölü tektonik bir göl olan Baykal Gölü’dür. Göl Suyunun Tuzluluğu: Göl sularının içinde çözünmüş halde madensel tuzlar bulunmaktadır. Buharlaşma nedeniyle göl suyunun tuz yoğunluğu artar. Özellikle kapalı havzalarda yüzeyden akış olmadığı için göl suları tuzludur. Örneğin ülkemizdeki Burdur Gölü ve Tuz Gölü’nün suları tuzludur
  
Göllerin Sularının  Özelliğinde (acı, tuzlu, tatlı olmasında) Etkili Faktörler:
1. Gölün büyüklüğü ve derinliği:Büyüklük ve derinlik arttıkça tuzluluk azalır.
2. Gölün gideğeninin olup olmaması: Göl sularını bir gideğen ile boşaltabiliyorsa suları tatlı olur.
3. İklim: Nemli iklim bölgelerinde göllerin tuzluluğu daha azdır. Genelde tatlı suludurlar.
4. Göl çanağını oluşturan kayaların özelliği
Dünya üzerindeki en büyük  göl 424.000 km² yüz ölçümü ile Hazar Gölü’dür.
Dünya’nın   en derin gölü ise 1.740 m derinliğindeki tektonik bir  göl olan Baykal Gölü’dür. 
Göller yer altı ve yer üstü suları ile yağışlar tarafından beslenmektedir. Göllerin suları  tatlı,  tuzlu, acı  ve sodalı olabilir. Göl sularının kimyasal özellikleri, gölü besleyen akarsuların  kimyasal özelliğine,  iklim özelliklerine  ve göl çanağını  oluşturan kayaçların özelliklerine göre farklılık gösterir. 

Özellikle dışa akışı  olmayan kapalı  havzalardaki göllerin suları  içinde eriyik  halde madensel tuzlar bulunmaktadır. Buharlaşmanın şiddeti göl suyunun tuz yoğunluğunu belirler. Tuz Gölü’nün suları  tuzlu, Van Gölü’nün suları  ise sodalıdır. Açık  havzalariçerisindeki göller ise fazla sularını gideğenler vasıtası ile boşalttığı için suları tatlıdır. 

Göller, yağışlar, akarsular ve kaynaklar tarafından beslenir. Göllerin su seviyeleri beslenmeye bağlı olarak değişir. Bazı göller fazla sularını bir akarsu ile deniz boşaltır.
Bu akarsulara   göl ayağı  veya gideğen  denir. Gölün beslenmesine ve havzadaki iklim koşullarına bağlı oluşan seviye farkı nedeniyle su seviyesinde değişiklik olur. 

OLUŞUMLARINA GÖRE GÖL ÇEŞİTLERİ
A. DOĞAL GÖLLER
Yeryüzünde iç ve dış  kuvvetlerin etkisiyle meydana gelen çukurluklarda biriken su kütlelerine doğal göl denir.
Doğal gölleri beş guruba ayırabiliriz.
1. Tektonik Göller: Dağ oluşum hareketleri sırasında kırılarak çöken çanakların sular
tarafından işgal edilmesiyle oluşmuş göllerdir. Yeryüzündeki büyük  göllerin neredeyse tamamı  tektonik kökenlidir. Asya’daki Hazar, Baykal, Aral ve  Balkaş; Afrika’nın doğusundaki Viktorya,  Rudolf ve Tanganika; Kuzey Amerika’da  ABD ile Kanada arasındaki büyük göller yeryüzündeki başlıca tektonik göllerdir. En fazla Doğu Afrika’da görülür.
    
     TUZ GÖLÜ                 HAZAR GÖLÜ

Marmara Bölgesi’nde; Sapanca, İznik, Ulubat ve Manyas gölleri, Ege Bölgesi’nde; Simav Gölü, Göller Yöresi’nde; Beyşehir, Eğirdir, Acıgöl, Burdur, Ilgın (Çavuşçu), Akşehir, Eber, Suğla ve Kovada gölleri, İç Anadolu Bölgesi’nde; Tuz, Seyfe ve Tuzla gölleri, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Hazar, Hozapin ve Van gölleri.

2. Karstik Göller: Karstlaşma sonucu oluşan obruk ve polye gibi erime çukurlarında suların birikmesiyle oluşur. Karstik göller alan ve derinlik bakımından genellikle küçük göllerdir.
   
    KESTEL GÖLÜ           AVLAN GÖLÜ                                  SALDA GÖLÜ 
Karstik göller, ülkemizde en fazla AKDENİZ BÖLGESİ Toros Dağları’nın batı kesiminde bulunur. Buralarda yer alan Kızılören obruk gölü, Kestel, Avlan, Yarışlı ve Salda gölleri tipik birer karstik göldür. Bu göllerimiz sadece, kireçtaşlarının çözülmesiyle oluşan çanaklar üzerinde meydana gelmişlerdir.
 Bununla birlikte, bu alandaki bazı göllerimizin ise oluşumu, tektonik çanaklarda başlamış, karstik olaylarla devam etmiştir. Bu göllerimizin başlıcaları, Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Kovada ve Suğla gölleridir.
3. Buzul Gölleri: Buzul aşındırması ile oluşan çanaklarda (sirk), suların birikmesiyle  oluşan göllerdir. İskandinavya  ve Kanada’da Norveç ,Finlandiya ile yüksek dağlık alanlarda buzul göllerine sıklıkla rastlanılır.
Yurdumuza bazı yüksek dağların üst kısmında görülür (Cilo, Sat, Ağrı, Tendürek, Süphan, Kaçkar, Uludağ, Erciyes, Bolkar, Aladağlar,Bey dağları gibi). Dünya üzerinde en fazla Kuzeybatı Avrupa’da görülür. Ayrıca Kanada’nın güneyi ile A.B.D’nin kuzeyindeki göller buna örnektir. 
4. Volkanik Göller:  Volkanik faaliyetlerle oluşmuş çanaklarda suların birikmesiyle oluşur. Krater gölü, kaldera gölü  ya da maar gölü gibi çeşitleri vardır. 
  
    MEKE TUZLASI         NEMRUT GÖLÜ
dağların ağızlarındaki çukurluklarda suların birikmesi ile  krater gölleri  oluşur. Kraterlerin patlama ya da çökme ile genişlemesiyle oluşan çukurluklarda suların birikmesi ile kaldera gölleri  meydana gelir. Volkanik patlama sonucunda oluşan çanaklar içerisinde suların birikmesiyle maar gölleri meydana gelir.
Volkanik
Başlıca volkanik göllerimiz, Meke Gölü, Acıgöl, Nemrut ve Gölcük gölleri ile Süphan Dağı’nın yan kraterlerinden birinde bulunan Aygır Gölü’dür. 
5. Set Gölleri:  Çöküntü çukurlarının, vadilerin ya da koyların  önünün bir setle kapatılması sonucu oluşan göllerdir.
Set gölü çeşitleri
a. Volkanik Set (Lav Seti) Gölü:  Volkanik olaylar sırasında çıkan lavların bir çukurluğun önünü kapatmasıyla oluşan göllerdir.
Ülkemizde Van, Erçek, Nazik, Çıldır, Haçlı ve Balık gölleri ülkemizdeki volkanik set gölleridir.
    
      VAN GÖLÜ               ÇILDIR GÖLÜ           ERÇEK GÖLÜ    

b.  Heyelan  Set  Gölü:
Heyelanlar sonucu yamaçlardan gelen kütlelerin, vadi 
önlerini kapamasıyla oluşan göllerdir.
ÜlkemizdeTortum, Sera, Abant, Zinav ve Sülük gölleri ile Yedigöller bu tür göllerdendir.
   
     TORTUM GÖLÜ          SERA GÖLÜ              ABANT GÖLÜ  

c. Alüvyal  Set Gölü:
  Akarsuların yan kollarının  taşıdıkları  alüvyonlarla ana
akarsuyun önünü kapatması ile oluşan göllerdir.
Ülkemizde, Marmara, Çamiçi (Bafa), Köyceğiz, Mogan ve Eymir Gölleri ile Uzungöl bu tür göllerdendir.
   
      BAFA GÖLÜ               MOGAN GÖLÜ         UZUNGÖL        
d. Kıyı Set Gölü:
 
Deniz akıntılarının oluşturduğu kıyı kordonlarının  koyların 
önünü kapatmasıyla oluşan sığ göllerdir. Bu göllere lagün adı da verilir.
Ülkemizde, Büyük ve Küçük Çekmece gölleri, Durusu (Terkos) gölü, Çukurova deltasındaki Akyatan gölü kıyı set gölleridir.
  
BÜYÜK ÇEKMECE           DURUSU(Terkos)

e. Moren Set Gölü:
  Buzullardan çıkan suların önünün moren setleri ile 
kapatılması sonucu oluşan göllerdir. En fazla K.Batı Avrupa’da görülür.

B. YAPAY GÖLLER:  Elektrik enerjisi elde etmek, sulama ve içme suyu temin etmek veya su baskınlarını önlemek amacıyla vadi önlerinin insanlar tarafından çeşitli setlerle kapatılması sonucu oluşan yapay göllerdir.
Barajlardan yararlanma yolları:
1-İçme ve kullanma suyu sağlama,         
2-Elektrik enerjisi üretmek,    
3-Tarım alanlarını sulamak,                     
4.Su taşkınlarını önlemek.
KONU İLE İLGİLİ TAVSİYELER:
Konu ile ilgili en çok tercih edilen soru göllerin sularının özelliklerinin belirlenmesinde etkili olan faktörler.Farklı göller verilerek bu göllerden birinin sularının tatlı olduğu belirtilir bunun nedeni sorulur cevabı gideğeninin olmasıdır.Yine konu ile ilgili olarak gölelr verilerek oluşum şekilleri sorulabilir.Dünyada oluşum olarak göllerin çoğunluğu tektonik göllerdir bilgisi önemlidir.Yine Akdeniz bölgesindeki karstik göller ile set gölleri (Tortum sera Abant yedi göller bafa )gibi göller şıklarda tercih edilir.

15 Mart 2013 Cuma

Maddenin Isı Etkisiyle Değişimi



MADDENİN ISI ETKİSİYLE DEĞİŞİMİ
Isınma ve Soğuma

Elimizle dokunarak cisimlerin sıcaklıkları hakkında bir şey söyleyebiliriz. Buz için soğuk, çaydanlıktan yeni dolduruluş çay için sıcaktır deriz.
Dokunma duyusu ile sıcaklık ölçmek yanıltıcı olabilir. Aynı zamanda kesin bir ifade kullanmayız

Sıcaklık, termometre denilen araçla ölçülür.
Termometre; hazne, cam boru ve bunun içinde bulunan sıvıdan oluşur. Termometrelerde genellikle cıva ya da renklendirilmiş alkol kullanılır. Termometrenin cam borusu derece adı verilen eşit aralıklara bölünmüştür.
Termometrenin bulunduğu ortamın sıcaklığı arttıkça haznede bulunan sıvı, cam boruda yükselir. Sıcaklık ne kadar çok artarsa sıvı seviyesi o kadar çok yükselir.
Cam boruda bulunan aralıklara bakılarak sıcaklık değeri söylenir. Ortam sıcaklığı azaldığında ise sıvı hazneye döner. Cam borudaki sıvı seviyesi düşer. Termometredeki hareketliliğe bakarak hava sıcaklığı okunabilir.

Termometrelerde ölçülen sıcaklık, "derece selsiyus" olarak ifade edilir. Derece selsiyus " C "" ile gösterilir.
Bir ortamın  sıcaklığı, sıcaklığın sayı değeri ve sıcaklık birimi ile ifade edilir. Örneğin " Bugün hava sıcaklılığı 24 derece olmuş "
Ortamın sıcaklığı erimekte olan buzdan daha düşük ise termometredeki sıcaklık " 0 ın altında " şeklinde okunur.
Termometre ile hava, su ve vücut gibi maddelerin sıcaklıkları ölçülür. Değişik çeşitlerde termometreler vardır.
Bazı durumda sıcaklık ölçülerinin çok hassas yapılması gerekir. Klinik termometrelerinin (hasta termometresi) kesin ve hassas ölçü yapması hasta sağlığı açısından çok önemlidir.
Sıcaklıkları farklı olan iki madde bir araya getirildiğinde, sıcaklığı yüksek olan maddeden sıcaklığı düşük olan maddeye doğru ısı akışı olur. Her iki maddenin sıcaklığı eşit olan kadar ısı alışverişi devam eder.
Bunun sonucunda sıcak madde soğur ve sıcaklığı azalır. Soğuk madde ısınır ve sıcaklığı artar.

B. Hal Değişimi
Maddeler katı, sıvı ve gaz olmak üzere 3 halde bulunur. Çevremizdeki maddeleri gözlemlediğimizde bu 3 gruptan birine dâhil olduğunu fark ederiz. Örneğin, soluduğumuz hava mutfakta kullandığımız LPG, güzel koku yayması için kullandığımız deodorantlar gaz maddeleridir.
İçtiğimiz su, ayran, gazoz ve limonata sıvı maddeleridir.
Yemek yaptığımız pirinç, çaya kattığımız şeker, oturduğumu koltuk katı maddelerdir. Maddeler ısının etkisiyle bir halden başka bir hala geçerler. 
Buzluktan çıkarılan buz, bir kap içerisinde ocağa konup ısıtılmaya başlandığında önce eriyerek suya dönüşür. Buzun suya dönüşmesi bir hal değişmesidir. Kapta oluşan su ısıtılmaya devam edildiğinde su buharlaşır ve kaptaki su biter. Suyun buhara dönüşmesi de bir hal değiştirmedir.
Odada bekletilen dondurmanın bekletilmesi ve elimize döktüğümüz kolonyanın buharlaşıp odada yayılması hal değişimine örnek olarak verilebilir.
Cam, mum, kurşun, gümüş ve altın gibi maddeler eritilip kalıba dökülerek soğutulduğunda içinde bulunduğu kabın şeklini alır. Maddeler, bu özellikleri kullanılarak yeniden şekillendirilebilir. Kuyumculuk ve heykeltıraşlık gibi mesleklerde malzemelere bu yöntemle şekil verilir.
C. Bozunma

Katı maddeler ısıtıldığında eriyerek sıvı hale geçer. Ancak şeker, un, ekmek ve kâğıt gibi bazı maddeler ısıtıldığında sıvı hale geçmez, bozunur.

Maddenin Değişimi



İnsanlar işleyerek maddeyi değiştirirler. Evlerimizde ve işyerlerinde küllediğimiz eşyaların üretiminde yararlanılan malzemeler, eşyanın kullanım amacına uygun olarak seçilir.Elbiseler metalden ya da tahtadan üretilmez. Bu durumda eşyaların hem kullanımı zor olur hem de insanlara zarar verebilir. Pencereler topraktan üretilseydi evlere güneş ışığı giremezdi.
   Nesnelerin üretiminde amaca uygun maddeler kullanılır. Cisim ve eşyalar doğru maddelerin işlenmesiyle elde edilir.
 
Doğada bulunan çeşitli ürünlerin üretilmesinde kullanılan malzemelere ham madde adı verilir. Taş, toprak, ağaç, kum, petrol ve maden ham madde örnekleridir.
   İnsanlar çeşitli yöntemler kullanarak ham maddeleri işlenmiş maddelere dönüştürür.Buğday, süt ve şeker kullanılarak üretilen bisküvi, işlenmiş bir maddedir. Tuğla, çömlek ve testiler toprağın işlenmesiyle, cam ise kumun işlenmesiyle üretilir. Bir ürünün üretilmesinde bazen birden fazla madde kullanılabilir. İplik koyunların yününden, ipek, keten ve pamuktan üretilebilir. İplik eskiden basit araçlarla evlerde ya da küçük atölyelerde üretilirdi. Günümüzde iplik üretimi büyük fabrikalarda yapılmaktadır.
   İşlenmiş maddeler direkt olarak kullanılabileceği gibi başka bir başka ürünün üretilmesinde malzeme olarak kullanılabilir. Örneğin ipekten üretilmiş iplik; gömlek, eşarp ve kravat üretiminde malzeme olarak kullanılabilir. Yün iplik; kazağın, çorabın ve atkının malzemesi olabilir.
   Zeytin, işlenebilen bir maddedir. Zeytin, işlenerek kahvaltılık zeytin, zeytinyağı ve zeytin ezmesi gibi ürünlere dönüştürülür. Bu sebeple zeytin bir ham madde diyebiliriz.
   Zeytinyağı; salata ve yemek yapımında malzeme olarak kullanılır.
   Petrol, yeraltından çıkarılan bir ham maddedir. Yeraltından çıkarılan petrol rafinerilerde işlenerek çeşitli ürünler elde edilir.
   Petrolün içindeki malzemeler ısının etkisiyle birbirinde ayrılır.

Maddenin Değişimi 
Petrolün işlenmesiyle; LPG, benzin gaz yağı, motorin ve fuel oil gibi ürünler elde edilir. Petrolden elde edilen bu yakıtlar araçlarda, ısınmada ve aydınlanmada kullanılır.
Çanta, ayakkabı ve bavul gibi eşyaların yapımında bazı hayvanların derileri kullanılır. İnsanların artan ihtiyaçları sebebiyle doğal deri yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple derinin yerini tutan vinileks adı verilen yapay deri üretilmiştir.
Naylon, plastik, teflon ve yapay kauçuk; petrolden üretilen yapay maddelerdir. Plastiğe sağlam ve kolay işlenebilen bir maddedir. Bu sebeple bardaktan  otomotiv sanayine kadar çok geniş bir alanda kullanılmaktadır. 
Yapay kauçuk; otomobil lastiği, hortum, bulaşık eldiveni ve paket lastiği gibi ürünlerde kullanılır. Teflon; tencere ve tavaların iç yüzeylerine kaplanır.
  Petrol,  madenler, su ve ağaç günlük hayatta en fazla kullandığımız doğal kaynaklardır. Bu kaynaklar sınırsız değildir. Bu sebeple doğal kaynaklar kullanılırken israf edilmemelidir.
  Kâğıt, cam, metal, eşya ve plastik gibi bazı maddelerin geri dönüşümü mümkündür. Bu maddelerin geri dönüşüme kazandırılmasıyla hem doğal kaynaklar korunabilir hem de ülke ekonomisine katkı sağlanabilir.
B. Doğa Olayları Maddeyi Değiştirir

   Doğa olaylarının maddeler üzerinde bazı etkileri vardır.
   Yağmurun aşırı yağması sonucunda sel oluşur. Sel taş, toprak ve çakılları sürükler. Sel suları içindeki çakıllarla birlikte geçtikleri yerlerdeki kayaçlara çarparak onları aşındırır. Yumuşak kayaçlar daha kolay aşınır.
   Rüzgârda yağmur gibi doğada aşınmaya sebep olur. Özellikle bitki örtüsü olmayan alanlarda rüzgâr daha etkilidir.
  Sıcaklık farklılıkları, maddeleri etkileyen etkenlerden biridir. Gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farklılıkları kayaçların ısınıp soğuyarak aşınmasına sebep olur. Kayaların içine sızan sular soğuk havalarda donarak kayaları çatlatır.
  Peri bacaları; rüzgâr, su ve sıcaklık farkının oluşturduğu aşınmaya iyi bir örnektir.
  Doğa olaylarının maddeleri sıcaklık farklı etkisiyle değiştirmesi uzun zaman alır.

Maddenin Ölçülebilir Özellikleri



MADDENİN ÖLÇÜLEBİLİR ÖZELLİKLERİ
Maddelerin renk, koku, saydamlık, sertlik ve esneklik gibi özelliklerini duyu organlarımızla fark edebiliriz. Maddeleri nitelenen özelliklerin yanı sıra kütle ve hacim gibi ölçülebilen özellikler de vardır. Kütle ve hacme sahip olma bütün maddelerde ortak olan özelliklerdir.
A.Kütle
Varlıkları meydana getiren madde miktarına kütle denir.
Kütle, eşit kollu terazi veya elektronik terazi ile ölçülür. Eşit kollu terazilerin sağ ve sol olmak üzere 2 tane kefesi vardır. Bu kefelerden birine kütlesi ölçülecek madde diğer kefesine gramlar konulur. terazilerin kolları eşitlendiğinde kütlelerbirbirine eşit olur. Eşit kollu teraziler günümüzde daha çok pazarcılar tarafından kullanılmaktadır. Market veya bakkal gibi işyerlerinde artık elektronik terziler kullanılmaktadır. Teraziler kullanıldığı yere göre farklı büyüklükleri ölçecek şekilde ayarlanmışlardır. öğreğin kuyumcuların kullandığı teraziler çok hassastır ve çok küçük maddeleri ölçebilirler. İlaç üretilen yerlerdede bu hassas teraziler kullanılır.
Kütle birimi olarak gram(g) ya da kilogram(kg) kullanılır.
1kg=1000g eşitliği kullanılarak gram ve kilogram birimleri birbirine çevrilebilir. Sıvıların kütlesi içinde bulundukları kapla birlikte ölçülür. Kap ve sıvının toplam kütlesine brüt kütle denir. Aynı kabın boş kütlesine dara adı verilir. Sıvının kütlesi içinde bulundukları kapla birlikte ölçülebilir. Gazların kütleleri çok küçük olduğu için ancak hassas terazilerle ölçülebilir.
B.Hacim
Maddelerin ortak özelliklerinden biri de hacme sahip olmalarıdır.
Maddelerin uzayda kapladıkları yere hacim adı verilir.
Sıvılar, genellikler günlük hayatta kullanılırken, alınıp satılırken ya da miktarı ifade edilirken hacim ölçüsünden yararlanır. Marketten sütü, suyu, meyve suyunu ve gazozu hacim ölçülerine göre alırız.
Hacim birimi olarak mililitre(mL) ya da litre(l) kullanılır.
1litre(l)=1000mililitre(mL)  eşitliği kullanılarak litre ve mililitre birimleri birbirine çevrilebilir.
Sıvıların hacimleri dereceli silindir,beher ya da dereceli kaplarla ölçülür. Şekli belirsiz olan katı maddelerin hacmi sıvıların yer değiştirme özelliği kullanılarak ölçülür.İçinde bir miktar su olan dereceli kaba madde atıldıktan sonra kaptaki sıvının seviyesindeki değişme hesaplanır. Değişen sıvı seviyesi maddelerin hacmine eşittir.
Ayrıca taşma seviyesine kadar sıvı dolu olan bir kap içerisine hacmi ölçülecek cisim atıldığında kaptan sıvı dışarı taşar. Taşan sıvının sıvının hacmi bir dereceli silindir ile ölçülürse bu değer cismin hacmine eşit olacaktır.

Maddenin Nitelikleri ve Kullanım Alanları



MADDENİN NİTELİKLERİ VE KULLANIM ALANLARI
Evlerde, işyerlerinde ve günlük hayatta kullandığımız eşyalar üretilirken, kullanılan maddelerin niteleme özellikleri göz önünde bulundurulur.
Su geçiren maddeden üretilen yağmurluk kullanışlı olmaz. Yağmurluk şemsiye gibi eşyaların su geçirmeyen maddelerden üretilmesi gerekir.
Tencere, çaydanlık ve fırın tepsisi gibi eşyaların ısıya dayanıklı maddelerden üretilmesi gerekir.
Can simitleri suda batmayan maddelerden, matkap uçları sert maddelerden, pencere camları saydam maddelerden üretilmelidir.
Gemi çapaları suda batmayan maddelerden, havlular su çekmeyen maddelerden üretilemez.

NESNELERİ SINIFLANDIRMAK KOLAY MIDIR?

Nesneler kullanım alanlarına göre sınıflandırılır. Nesneler cisim, eşya, malzeme ve alet gibi isimler alabilir.
Nesneler sınıflandırılırken kesin sınırlar çizilemez. Bazı maddeler birden fazla gruba ait özellikleri taşıyabilir.
Bir nesne hem eşya hem de alet olarak isimlendirilebilir.

MADDE, CİSİM, MALZEME, ALET, EŞYA

Çevremizde bulunan hava, su, toprak ve taş gibi maddelerin ortak özelliği hepsinin madde olmasıdır.
Katı maddelere şekil verilmesiyle oluşmuş nesnelere cisim adı verilir.
Bardak, şişe ve sürahi cama şekil verilmesiyle oluşmuş cisimlerdir. Merdane, sıra ve kurşun kalem ise ağaçtan yapılmış cisimlerdir.
Sıvılar ve gazlar, belirli bir şekilleri olmadığı için cisim olarak isimlendirilemez.
 Birçoğunun bir araya gelmesiyle bir tüketim ürününe dönüştürülen maddeleremalzeme adı verilir.
Malzemeler kullanılır ve tüketilir. Ekmek yapımında un, su, tuz ve maya malzemeleri kullanılır. Üretilen ekmek tüketilir.
Bazı meslek sahiplerinin çalışırken kullandığı araçlar, alet olarak adlandırılır. Aletler en çok marangozluk, ayakkabıcılık ve tamircilik gibi işlerde çalışanlar tarafından kullanılır.
Tornavida, çekiç, anahtar, pense, keser, kürek ve testere gibi nesneler aletlere örnek olarak verilebilir.
Elbise, mutfak kapıları, dolap, koltuk, televizyon ve çamaşır makinesi gibi nesneler eşya olarak gruplandırılır. Eşyalar genellikle uzun süre kullanılır.
Eşyalar eskir ama tükenmez.

Maddeyi Niteleyen Özellikler



MADDEYİ NİTELEYEN ÖZELLİKLER
Canlı ve cansız bütün nesneler maddedir. Çevremizde gördüğümüz toprak, su, hava, bitkiler, hayvanlar ve insanlar maddeye verilebilecek örneklerden bazılarıdır.
İnsanlar maddelerin varlığını duyu organlarıyla algılar. Maddelerin varlığını görerek, tadarak, koklayarak, dokunarak ve seslerini duyarak algılarız.
NİTELEMEK NE DEMEK?
Çevremizde maddeleri duyu organlarımızla tanırız. Duyu organlarıyla yapılan incelemeler sonucunda maddeler nitelenebilir.

Maddeyi nitelerken zıt anlamlı özellikler kullanılır. Saydam ya da opak olma, sert ya da yumuşak olma, esnek ya da berk olma maddeleri nitelemek için kullanılan zıt özelliklerden bazılarıdır.


SAYDAMLIK-OPAKLIK
Pencereden baktığımızda dışarıyı görebilir, duvardan baktığımızda göremeyiz. Bunun sebebi pencere camının saydam, duvarın ise opak olmasıdır.
Işığı geçiren maddeler saydam, ışığı geçirmeyen maddeler ise opak(saydam olmayan)tır. Işığı kısmen geçiren maddelere yarı saydam madde denir.
Cam bardak, otomobil camı ve pencere camı saydam maddelerdir.
Duvar, tahta kapı ve metal tencere opak maddelerdir.
Bulut, buzlu cam ve yağlı kâğıt yarı saydam maddelerdir.
PARLAKLIK-MATLIK
Işığı yansıtan maddeler parlak, yansıtmayan maddeler ise mat görünür.
Altın, gümüş, elmas, ayna ve çelik parlak maddelerdir.
Toprak, kömür, kum ve odun mat maddelerdir.
SERTLİK-YUMUŞAKLIK
Maddeler farklı sertliğe sahiptir. Bazı maddeler kolayca çizilebilir ve şekil verilebilir. Çeşitli nesneler kullanılarak şekil verilebilen maddeler yumuşaktır. Kolayca şekil verilemeyen maddeler ise serttir.
Pamuk, oyun hamuru, sünger ve silgi yumuşak maddelerdir.
Demir, çelik, altın, elmas ve taş gibi maddeler serttir.
ESNEKLİK-BERKLİK
Bazı maddelere uygulanan kuvvet ortadan kalkınca, madde eski şekline döner. Bu tür maddelere esnek madde adı verilir.
Kuvvetten dolayı şeklinde değişiklik olmayan ya da şekil değişikliği kalıcı olan maddelere ise berk madde adı verilir.
Sünger, paket lastik ve tükenmez kalem yayı esnek maddedir.
Demir çivi, kalem ve teneke kutu ise berk maddelerdir.
SUYU ÇEKENLER VE ÇEKMEYENLER
Toprak, sünger, kumaş, pamuk ve kâğıt gibi maddeler suyu çeker.
Plastik, naylon ve metal maddeler suyu çekmez.
SUDA BATMA VE YÜZME
Maddeler cinslerine göre suda batar ya da yüzer. Maddenin suda batması ve yüzmesi maddenin kütlesine bağlı değildir.
Metaller, küçük taşlar ve kum suda batar. Ancak büyük kütleli ağaçlar suda yüzer. Suda batma ve yüzme maddenin cinsine bağlıdır.
SAYDAMLIK-KIRILGANLIK
Dış etkilere karşı dayanıklı maddeler sağlam, dayanıklı olmayan maddeler ise kırılgandır.
Sertlik yönüyle demir çivi ve porselen birbirine benzer ancak çekiçle vurulduğunda porselen kırılır, çivi ise kırılmaz.
Metalden yapılmış cisimler sağlamdır. Cam, porselen, çömlek ve plastik gibi maddeler kırılgandır.

MIKNATISLA ÇEKİLME ÖZELLİĞİ

Demir, çelik, nikel ve kobalt gibi maddelerden yapılmış cisimler mıknatıs tarafından çekilir. Diğer maddeleri mıknatıs çekmez.
Çelik toplu iğne ve demir çiviyi mıknatıs çeker.
Plastik tarak, kürdan, cam bardak ve taş mıknatıs tarafından çekilmez.

 RENK VE KOKU
Birçok maddenin kendine özgü rengi ve kokusu vardır.
Tuz, altın, kömür ve sütün ne renk olduğunu söyleyebiliriz.
Kolonya, parfüm, çilek, domates ve muzun kokusu vardır. Bazı maddeleri kokusundan tanıyabiliriz. Tuz, su ve şeker gibi bazı maddelerin ise kokusu yoktur.

PÜRÜZLÜ VE PÜRÜZSÜZ

Cisimlerin yüzeyine parmağımızın ucuyla dokunduğumuzda pürüzlü ya da pürüzsüz olduğunu anlarız.
Ağaç kabuğu, halı ve duvar pürüzlüdür.
Çelik tencere, pencere camı ve bilgisayar ekranı pürüzsüzdür.

13 Mart 2013 Çarşamba

İNORGANİK MADDELER

İNORGANİK MADDELER 

CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ

İNORGANİK BİLEŞİKLER
  • Su
  • Asit
  • Baz
  • Tuz
  • Mineraller
ORGANİK BİLEŞİKLER
  • Vitaminler
  • Enzimler
  • Yağlar
  • Proteinler
  • Karbonhidratla
  • Nükleik asitler
İNORGANİK BİLEŞİKLER:Canlıların kendi vücudunda üretemeyip dışardan hazır olarak aldıkları bileşiklere denir

A. Su: Ortalama bir insan vücudunda %65-70 oranında su bulunmaktadır. Su bitkilerin de bu % 95’e kadar çıkmaktadır
Özellikleri
1.Sindirime yardımcı olur
2.Vücut ısısının dengede tutulmasını sağlar 
3.Vücuttaki Zaralı maddelerin dışarıya atılmasının sağlar 
4.Suyun akışkan özelliğinden dolayı moleküllerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar.

B. Mineraller:Hücreleri karbonhidrat, yağ ve protein gibi organik bileşikler ile vücuda alınan inorganik tuzlardır.
Özellikleri:
1.Mineraller enzimlerin yapısına katılarak katalizör görevi yapar.
Katalizör:Kimyasal tepkimelere girerek tepkimenin daha kısa sürede ve daha az kullanılmasını sağlayan proteinden oluşmuş kısımdır.
2.Eksikliklerinde bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Ca eksikliğinde ›Çocuklarda kemik erimesi yaşlılarda raşitizm.
P eksikliğinde› kemiklerde ve dişlerde yumuşama.
Fe eksikliğinde› anemi 
iyot eksikliğinde ›guatr.
3.Mineraller kanın ozmotik basıncının dengede tutulmasını sağlar.
4.Kas kasılmasında sinirsel uyartıların iletilmesinde görev alır.
5.İyon konsantrasyonunu sağlar.