15 Mart 2013 Cuma

Maddeyi Niteleyen Özellikler



MADDEYİ NİTELEYEN ÖZELLİKLER
Canlı ve cansız bütün nesneler maddedir. Çevremizde gördüğümüz toprak, su, hava, bitkiler, hayvanlar ve insanlar maddeye verilebilecek örneklerden bazılarıdır.
İnsanlar maddelerin varlığını duyu organlarıyla algılar. Maddelerin varlığını görerek, tadarak, koklayarak, dokunarak ve seslerini duyarak algılarız.
NİTELEMEK NE DEMEK?
Çevremizde maddeleri duyu organlarımızla tanırız. Duyu organlarıyla yapılan incelemeler sonucunda maddeler nitelenebilir.

Maddeyi nitelerken zıt anlamlı özellikler kullanılır. Saydam ya da opak olma, sert ya da yumuşak olma, esnek ya da berk olma maddeleri nitelemek için kullanılan zıt özelliklerden bazılarıdır.


SAYDAMLIK-OPAKLIK
Pencereden baktığımızda dışarıyı görebilir, duvardan baktığımızda göremeyiz. Bunun sebebi pencere camının saydam, duvarın ise opak olmasıdır.
Işığı geçiren maddeler saydam, ışığı geçirmeyen maddeler ise opak(saydam olmayan)tır. Işığı kısmen geçiren maddelere yarı saydam madde denir.
Cam bardak, otomobil camı ve pencere camı saydam maddelerdir.
Duvar, tahta kapı ve metal tencere opak maddelerdir.
Bulut, buzlu cam ve yağlı kâğıt yarı saydam maddelerdir.
PARLAKLIK-MATLIK
Işığı yansıtan maddeler parlak, yansıtmayan maddeler ise mat görünür.
Altın, gümüş, elmas, ayna ve çelik parlak maddelerdir.
Toprak, kömür, kum ve odun mat maddelerdir.
SERTLİK-YUMUŞAKLIK
Maddeler farklı sertliğe sahiptir. Bazı maddeler kolayca çizilebilir ve şekil verilebilir. Çeşitli nesneler kullanılarak şekil verilebilen maddeler yumuşaktır. Kolayca şekil verilemeyen maddeler ise serttir.
Pamuk, oyun hamuru, sünger ve silgi yumuşak maddelerdir.
Demir, çelik, altın, elmas ve taş gibi maddeler serttir.
ESNEKLİK-BERKLİK
Bazı maddelere uygulanan kuvvet ortadan kalkınca, madde eski şekline döner. Bu tür maddelere esnek madde adı verilir.
Kuvvetten dolayı şeklinde değişiklik olmayan ya da şekil değişikliği kalıcı olan maddelere ise berk madde adı verilir.
Sünger, paket lastik ve tükenmez kalem yayı esnek maddedir.
Demir çivi, kalem ve teneke kutu ise berk maddelerdir.
SUYU ÇEKENLER VE ÇEKMEYENLER
Toprak, sünger, kumaş, pamuk ve kâğıt gibi maddeler suyu çeker.
Plastik, naylon ve metal maddeler suyu çekmez.
SUDA BATMA VE YÜZME
Maddeler cinslerine göre suda batar ya da yüzer. Maddenin suda batması ve yüzmesi maddenin kütlesine bağlı değildir.
Metaller, küçük taşlar ve kum suda batar. Ancak büyük kütleli ağaçlar suda yüzer. Suda batma ve yüzme maddenin cinsine bağlıdır.
SAYDAMLIK-KIRILGANLIK
Dış etkilere karşı dayanıklı maddeler sağlam, dayanıklı olmayan maddeler ise kırılgandır.
Sertlik yönüyle demir çivi ve porselen birbirine benzer ancak çekiçle vurulduğunda porselen kırılır, çivi ise kırılmaz.
Metalden yapılmış cisimler sağlamdır. Cam, porselen, çömlek ve plastik gibi maddeler kırılgandır.

MIKNATISLA ÇEKİLME ÖZELLİĞİ

Demir, çelik, nikel ve kobalt gibi maddelerden yapılmış cisimler mıknatıs tarafından çekilir. Diğer maddeleri mıknatıs çekmez.
Çelik toplu iğne ve demir çiviyi mıknatıs çeker.
Plastik tarak, kürdan, cam bardak ve taş mıknatıs tarafından çekilmez.

 RENK VE KOKU
Birçok maddenin kendine özgü rengi ve kokusu vardır.
Tuz, altın, kömür ve sütün ne renk olduğunu söyleyebiliriz.
Kolonya, parfüm, çilek, domates ve muzun kokusu vardır. Bazı maddeleri kokusundan tanıyabiliriz. Tuz, su ve şeker gibi bazı maddelerin ise kokusu yoktur.

PÜRÜZLÜ VE PÜRÜZSÜZ

Cisimlerin yüzeyine parmağımızın ucuyla dokunduğumuzda pürüzlü ya da pürüzsüz olduğunu anlarız.
Ağaç kabuğu, halı ve duvar pürüzlüdür.
Çelik tencere, pencere camı ve bilgisayar ekranı pürüzsüzdür.

13 Mart 2013 Çarşamba

İNORGANİK MADDELER

İNORGANİK MADDELER 

CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ

İNORGANİK BİLEŞİKLER
  • Su
  • Asit
  • Baz
  • Tuz
  • Mineraller
ORGANİK BİLEŞİKLER
  • Vitaminler
  • Enzimler
  • Yağlar
  • Proteinler
  • Karbonhidratla
  • Nükleik asitler
İNORGANİK BİLEŞİKLER:Canlıların kendi vücudunda üretemeyip dışardan hazır olarak aldıkları bileşiklere denir

A. Su: Ortalama bir insan vücudunda %65-70 oranında su bulunmaktadır. Su bitkilerin de bu % 95’e kadar çıkmaktadır
Özellikleri
1.Sindirime yardımcı olur
2.Vücut ısısının dengede tutulmasını sağlar 
3.Vücuttaki Zaralı maddelerin dışarıya atılmasının sağlar 
4.Suyun akışkan özelliğinden dolayı moleküllerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar.

B. Mineraller:Hücreleri karbonhidrat, yağ ve protein gibi organik bileşikler ile vücuda alınan inorganik tuzlardır.
Özellikleri:
1.Mineraller enzimlerin yapısına katılarak katalizör görevi yapar.
Katalizör:Kimyasal tepkimelere girerek tepkimenin daha kısa sürede ve daha az kullanılmasını sağlayan proteinden oluşmuş kısımdır.
2.Eksikliklerinde bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Ca eksikliğinde ›Çocuklarda kemik erimesi yaşlılarda raşitizm.
P eksikliğinde› kemiklerde ve dişlerde yumuşama.
Fe eksikliğinde› anemi 
iyot eksikliğinde ›guatr.
3.Mineraller kanın ozmotik basıncının dengede tutulmasını sağlar.
4.Kas kasılmasında sinirsel uyartıların iletilmesinde görev alır.
5.İyon konsantrasyonunu sağlar.


Türkçe - Sözcükte Anlam - Konu Anlatımı


1) GERÇEK (TEMEL) ANLAM:
           Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.Yani bir sözcüğün söylendiği anda zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım gerçek anlamdır.

2) YAN ANLAM:
         Bir sözcüğün gerçek anlamı yanında kullanımına bağlı olarak yeni anlamdır.

3) MECAZ ANLAM:
        Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.
* Adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)
* Partide çektiğimiz bütün resimler yanmış. ( yan)
* Bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)
* Balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)
* Hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)
* Senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)
* Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)
* Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)
* Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)
* Sarayın aydınlık bir odasından karanlık bir odasına
   geçmiştik. (gerçek anlam)
* Yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık  
    günler bizi bekliyor. (mecaz)
* Arkadaş, bu kız seninle oynuyor. (mecaz)
* Bu masanın ayağı oynuyor. (yan)
* Çocuk kumsalda oynuyor. (gerçek)

4) TERİMSEL ANLAM (TERİM):  

        Bilim sanat, spor, ya da çeşitli meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.
Nota müziğin anahtarı gibidir.
* Rakip takım birazdan penaltı atışı yapacak.
* Marmara fay hattı tehlikeli sinyaller veriyor.
* Güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.
Matematik öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizmemizi
   istedi.
* Şiirde aynı eklerin ya da sözcüklerin tekrarlanmasına
   redif denir.

NOT 1: Bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.

*  Polis bir hücre daha ortaya çıkardı. ( terimlikten çıkma)
*  Sinop burnu Türkiye�nin en kuzey noktasıdır.
    (terimleşme)

NOT 2: Bir sözcük birçok dalda terim olabilir.

* Bitkiyi toprağa bağlayan kökleridir.
* Dört, kök dışına iki olarak çıkar.
* Hiçbir ek almamış sözcüğe kök denir.

5) YANSIMA SÖZCÜKLER:

      Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.

* Bu köpek neden havlıyor?
* Bir patlama sesiyle irkilmiştik.
* Bu aylarda kediler çokça miyavlar.
* Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.
* Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.

6) EŞ ANLAMLI ( ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER:

      Yazılışları farklı ancak anlamları aynı olan sözcüklere denir.
*  siyah ---- kara  ,   *  beyaz----- ak,   * zengin----varlıklı,
*  zengin--- varlıklı,  * fakir----yoksul , * rüzgar---- yel,
* üzüntü-----keder,   *  öykü---hikaye,  * eser--- yapıt,
edebiyat--- yazın,  * cümle---- tümce * kelime--- sözcük

7. ZIT (KARŞIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER:

Anlam bakımından birbirinin tersi olan sözcüklerdir.

* Sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin.
Ağlarım harta geldikçe gülüştüklerimiz.
Kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
Yaşlı insanları görünce gençliğimin kıymetini    
   anlıyorum.
NOT:  Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır.
Tanzimat romanında iyiler hep iyi kötülerse hep kötüdür. ( zıt)
* Bugünlerde hiç iyi değilim. ( olumsuz)

8) SESTEŞ ( EŞSESLİ) SÖZCÜKLER:

        Yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere denir.

* Yılanı gören at birden şaha kalktı.
*  Mutfaktaki pislikleri çöpe at.
*  Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al.
Gül: �Gül.� dedi, bülbüle.
* Kalem böyle çalınmıştır yazıma
   Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma  
Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar
   geldi.

UYARI: Bir sözcüğün mecaz ya da yan anlamıyla sesteş anlamlılık karıştırılmamalıdır.
* Bu sözler bazılarına çok dokunacak. ( mecaz anlam )
* Omzuma bir el dokundu. ( gerçek anlam )
* Bu yaz, bir mektup yaz.   ( sesteş )

NOT:  Sesteş   sözcükler  genellikle  halk edebiyatında cinaslı  manilerde  kullanılır.
9. SOMUT VE SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER:

      Varlığını beş duyu beş duyu organıyla algılayabildiğimiz  kavramlar somut; beş duyu organımızdan  hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık  yürütme  yoluyla  kabul  ettiğimiz  kavramlar   soyuttur.

* çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)
* ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )

ÖZELLİK 1:  Somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.

anne     -   lik              ,  insan  -  lık
   somut     soyu yaptı       somut  soyut yaptı 

ÖZELLİK 2 :Somut anlamlı bir sözcük kullanıldığı cümleye göre  soyut  anlam  kazanabilir. Buna  soyutlaştırma denir. Soyutlaştırma  kelimeye  mecaz anlam  kazandırma suretiyle olur.

* Ne kadar sıcak bakıyor değil mi?  ( soyutlaştırma)
* Kara haber tez duyulur.  ( soyutlaştırma)
* Titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır.  ( soyutlaştırma)
* Bu adam kafasızın biridir.   ( soyutlaştırma)
* Kızın gittiği bu yolu hiç iyi görmüyorum. (soyutlaştırma)
* Sanatta özgün olmak biraz da yürek ister. (soyutlaştırma)
* Nedense bugün hiç havamda değilim.  ( soyutlaştırma)

ÖZELLİK 3 : Soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla benzetme yoluyla somut hale getirilebilir.Buna somutlaştırma denir.

* Hüzün, sonbaharda  dökülen  yapraktır.
* Yalnızlık , bir  çiçektir.
* Sevgi,  gökyüzünde  kanat  çırpan  bir   güvercindir.
Arkadaşlık,  kişiler  arasında  kurulan  bir  köprüdür.
* Bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.
* Vişne  dallarında  arzularımız,  alnımıza  konan  bir 
   öpücüktür.
ÖZELLİK 4 :  Gözlemleyebildiğimiz  eylemler  somut, gözlemleyemediğimiz  eylemler  ise  soyuttur.
Annesi, bebeğini  kucağına  almış  seviyordu. ( somut )
* Ferhat, Şirin�i dağları delecek kadar seviyordu.( soyut )
* Çocuk, masadaki vazoyu kırmıştı.     ( somut )
* Bu sözlerinle  arkadaşını çok kırdın.  ( soyut )

10)   NİTELİK  VE  NİCELİK   ANLAMLI SÖZCÜKLER:

        Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan  sözcüklere  nitelik  anlamlı  sözcükler denir. Bir şeyin   sayılabilen, ölçülebilen   ya  da  azalıp  çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik  anlamlı  sözcükler denir.

* Az  ileride  birkaç  kişi  seni  bekliyor.   ( nicel )
* Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim.  ( nitel )
* Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )
* İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel,  nicel)
* Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )

UYARI: Bazı  sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

* Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )
* O iyi bir insandı.  ( nitel )
* Bu  soğuk  havada  bir  de  senin  soğuk  esprilerini çekemem. ( nicel, nitel )
* Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır. ( nicel, nitel)

      Görüldüğü  gibi  nitelik  anlamlı  sözcükler, genellikle niteleme   sıfatı   ve  durum   zarfı  görevindedir.   Nicelik anlamlı  sözcükler ise  ölçü - miktar   zarfı ,  belgisiz  sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.

10.  GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:

Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı  sözcükler  denir. Tek  bir  varlığı  karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.

* Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)
Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)
* Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )
Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)
* Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )